Sign in
Login

supermanprime

E***** U****
Jedi Warrior
Kocaeli/İzmit
Ocak 2019
TİŞİKKİRLİR SİPİRMİN.
En son medyalar tümü
Takip ettikleri tümü
Takipçileri tümü
Cevapladığı yorumlar
greengoddess Admiral » Sosyal » Genel
Selamlar, elektronik bir çağda olduğumuz için böyle bir soru yöneltiyorum. Kitap okumak için fiziki, satıcıdan/online'dan aldığınız sayfalarına dokunup hissedeceğiniz şekilde mi okumayı tercih ediyorsunuz yoksa kobo/kindle gibi çantaya cebe atmalık içine dilediğin kitabı atıp okuyabileceğiniz şekilde cihazları mı tercih ediyorsunuz? Yorumlarda buluşalım.
Gizlenen 9 yanıtı da gör! Çatlarsın yoksa...
Güzel soru, artık minimalize yaşamayı seçtiğimiz için kitaplara bir raf ayıramyoruz çoğunlukla o alanı başka bir şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. Haliyle e-book halinde almak kimi zaman daha avantajlı oluyor, birkaç kitap arasından seçme şansın oluyor. Bende mesela kobo, kindle tarzı tablet değil de düz bi tabletim var. Güzel de ebook uygulaması kurdum. Dijital olarak okumak hoşuma gidiyor artık.
Dijital rahat oluyor. Ancak rafta biriktirdiğin kitaplara şöyle bir dönüp baktığında bambaşka bir şey hissediyorsun. Her birinin anısı oluyor hissiyatı oluyor. Dijitalde bu şekilde olmuyor hissiyatı uçup gidiyor.

Saeculum diye bi kitap vardı o kitabı aldığım günü unutmuyorum hiç. Gerçekten mutlu olduğum bir gündü. Okurken de mutluydum. O hissi tekrar yaşamak için neler vermezdim

Bence en güzeli lambalı okuma gözlüğü alıp kitabın tadını çıkarmak.
anytime Evet tablet bu konuda mantıklı, ben liseden beri kitap almaya alışığım ama sıklıkla kobolarla karşılaşıyorum ve aklım çelinmedi değil. Yine de arasında tercih yapmak istesem fiziki kitabı seçmek isterim. ÇöldekiKutupAyısı Selam, okuma gözlüğü diyince bi maziye gittim çok eskiden 2-3 tane eskitmiştim sıklıkla kullanıyordum şimdi kitaplara odağım gerçekten kalmadı..
Dijital candır. Yer sorunu yok, istediğin yeri vurgula, not et, sözleri kopyala, sana yük yapmaz. On numara beş yıldız. babamda kindle var çok okuyor gözü de yormuyor. keşke bende de olsa, ben telefondan veya tabletten okuyom, üzülüyom. şaka şaka üzülmüyom. eyyorlamam bu kadar.
Officer_K Ay evet ya valla açıkçası bütçesel zorlanmasam kesinlikle almak istediğim cihazlardan kindle, kitaplarla haşır neşir olmayı kitapçı gezmeyi falan seviyorum da aslında ama yeni şeyler keşfetmek ve kaybettiğim alışkanlığı kazanmak adına iyi olabilir diye düşünüyorum.
Ben son birkac yildir kindle kullaniyorum. Acikcasi cok memnunum. Gozu hic yormayan, fiziksel kitap sayfasina cok benzeyen ekranini cok seviyorum. Sarji da cok uzun sure gidiyor. Kitaplari amazon'dan alma zorunlulugu olmadan, elinizdeki mevcut dosyalari cihaziniza atabiliyorsunuz. Notlariniza ve altini cizdiginiz metne rahat bir sekilde erisebiliyorsunuz. Kesinlikle tavsiye ederim, senelerce rahat kullanirsiniz 🙌
fiziksel kitapların fiyatları uçtu, gerekmedikçe veya koleksiyon yapılmıyorsa, normal tablet veya kindle çok çok makul.
Alayım bir roman felan diyorsun 350tl ve üzeri yada basımı bitmiş, dijital candır diyemem ama fiziksel kitaplar biraz el yakıyor.
Kitap ve o sayfaların kokusu bambaşkadır.
kitap dinleme bana daha çok zevk veriyor normalde kitap okurken gözlerim yorulur yada sıkılırım ancak dinlerken saatler geçse de hiç etkilemiyor
Tabi ki de hardcopy candır. her şeyi dijitalleştirmeye gerek yok.
vasifsuz evet oldukça kullanışlı ve kitap okuma işini görüyor sayfa gibi göz yormayan yapısı ile kabul edilebilir bir cihaz gayet, maddi bi tık düşündürmüyo değil ama ya :/ ilkerozalp basılmış kitap almak istiyorsan ve kütüphane oluşturacaksan kesinlikle kitap ama dijitalin avantajı istediğin kitabı at içine oku dilediğin gibi kafası valla bi düşündürtüyor. supermanprime ben kitap dinleme dahil podcast falan dinleme özürlüsüyüm gerçek manada sarmıyor mesela youtubeda bazı videolar podcast gibi yapılıyor artık hayır assssla yapamıyorum ben sanırım görselliğe önem veriyorum veya gerçekten çekmesi gerek anlatılan konunun. fatihbilmis tabii kime göre neye göre değişir de her iki alternatifte hangisinin avantajının daha ön planda olduğunu kestirmek zor her ikisi de belirli çerçevelerde makul veya değil...
Kendim yıllardır kitabı da çizgi romanı da tabletten okurum yoldaysam telefondan
kitabı taşıması bile sinir bozucu(zarar görmesini sevmem sorun bende) kardeşim 5 yaşından beri kitap hastasıdır 5 raflı ucuz kitaplıklardan 32 tane ağzına kadar dolu kitabı var her doğum gününde şekilli şukullu kitaplık hediye alırız oda yıl içinde doldurur ama geçen yıl ona lenovo smart paper e reader aldım(ülkemizde alınabilecek en iyisi diğerlerinin ekranı afedersiniz kıç kadar bu kitapla aynı boyda ve ucuz) 1 yıldır tek kitap satın almadı her yere onla gidiyor her an onla okuyor istediği bir kitap çıkınca artik satin almıyor korsan sitelere düşmesini bekliyor bence herkesin bu tarz cihazları denemesi gerekiyor


Ayrıca kitapları yüzünden evde bir yerler bulmak işkence her odada en az 5 kitaplık var 1 yılda lenovonun kütüphanesini korsan siteler sağolsun 1000 kitaplığı sığmayacak kitapla doldurdu
E okuyucu candır ekonomiyi toparlayayım bende çizgi roman için renkli olanlardan bir tane alıcam
Ekrandan kitap okuyamıyorum gözlerim o konuda hassas uzun süreli okuyamam. Her zaman omuz çantası vs taşıdığım için içine atıyorum veya arabaya motora vs atıyorum boş vaktimde okuyorum. Fiziksel daha mantıklı geliyor. Bir de zaten kitabı teknolojiden kaçmak için kullandığım için dijitalden içerik okumak saçma ve konforsuz geliyor. dijital bende dopamin salgılamıyor bilmiyorum odaklanamıyorum ahahasdkh
Vallelonga Sith Saber » Sosyal » Genel
tanrı jeff bezostan razı olsun.



tam 1 sene önce amazondan refurbished iphone telefon almıştım. İlk 3 ay amazon garantisi, ilk 1 senede satıcı garantisi vardı. Satıcıda yenilenmiş telefonlar satan random bir dükkan öyle kurumsal bir yer değildi. Ama zaten garanti var yamuk yaparlarsa hallederiz diye çok takmadım.

Geçtiğimiz aylarda telefonun ekranında bazı sıkıntılar olunca satıcıya gönderdim tamir için, garanti gereği tamir edip geri yolladılar. Ancak sorun şu ki telefonun orijinal OLED iphone ekranı yerine LCD kullanmışlar. Telefonun ayarlarından bile bakınca bu parça orijinal değil diyordu zaten.

Ben de bunun üzerine satıcıyla iletişime geçip yapacağınız işi s*km, sözde mükemmel kalite telefona dünyanın parasını verdik çakma ekranı kitlemişsiniz diyip iade istedim. Ancak gavatlık yapıp iademi kabul etmediler ve ekran orijinaldir diye diretmeye devam ettiler.

Ben de bunun üzerine amazon müşteri hizmetlerine abandım. 3. müşteri hizmetleri sorumlusunun ardından zar zor bir tane amazon iadesini tekrar açtırdım (normalde yalnızca ilk 3 ay açık ama ben biraz fazla taciz ettiğim için en sonunda bana da açtılar). İade sürecinde ekranın orijinal olmadığına dair gerekli kanıtları sundum ve sonuç, iadem kabul olmuş.

bundan aldığım dersler: amazondan şaşma, asla apple dışında bir kuruluştan refurbished telefon alma.

saygılar
umarım son dakka bir yamuk çıkmaz, banka hesabımda iade işleniyor diye bildirim geldi bile ama
amazon o konuda çok iyi bundan 1.5 sene önce baseus marka bi powerbank almıştım (buradan alacaklara tavsiyem baseus marka hiçbirşey almasın ne yetkili servisi ne markası hepsi leş) aldığımda bir kaç sorunu vardı ama getir götür garantiye gönder işlerini sevmediğimden kullanmaya devam ettim, en son kullanılamaz hale geldiğinde internetten araştırıp teknik servisi sordum dedilerki biz kapattık o işi amazona sordum verdiği firmada aldı birşey yapmadan geri gönderdi sonra amazona tekrar yazdım bak bu marka sıkıntılı olmuyor diye 2 dk bekledi para iadesi yapalım aletide istemiyoruz dediler şak yolladılar bundan önceki bir kaç alışverişimde de bunun gibi şeyler oldu o yüzden amazonda daha pahalıya görsem bile genelde amazondan almaya özen gösteriyorum
MHLS Sith Apprentice » Sosyal » Genel
Tanrının Her Şeyi Bilmesi ve Dua

Ben dua ettiğimde bir şeyleri değiştirebiliyorsam, tanrının bildiği bir eylemi değiştirmiş olmuyor muyum?
Eğer benim duam ile bir şeyler değişiyorsa tanrı her şeyi bilmiş olmuyor. Bilse idi değiştirmezdi.

Her şeyi bildiği için de değişiklik olmayacak, benim duamın bir önemi kalmıyor. Zaten o bilindiği için gerçekleşmiş oluyor.

Ya dualar önemsiz-etkisiz ya da tanrı her şeyi bilmiyor zaman zaman dua etkisi ile değişiklik yapabiliyor anlamı doğuyor. Kendi aralarında çelişki varmış gibi hissediyorum. Sizlerin görüşü nedir?
Gizlenen 18 yanıtı da gör! Çatlarsın yoksa...
Kader, Kaza, Tevekkül, İrade kavramları ile islam felsefesinde bu konuyu çokca tartışırlar, bir bakın isterseniz.
Görmediğiniz, varlığını kanıtlayamayacağınız, bilimsel olduğuna en ufak kanıt dahi olmayan şeyler için felsefe yapmayın. İşin özüne ters. Belliki kafanda mantıklı birşeyler oluşturup inanmak ve kafa karışıklığından uzaklaşmak istiyorsun ama aradığın şeyi kimse sana veremez.

Çok basit olarak 2 şans var önünde. Ya inanmayacaksın ya da sorgulamayacaksın. Dua konusuna gelince bu yapı sistemi dünyanın var oluşundan bu yana var. Tek tanrılı dinlerede özgü değil. Adam mağaradan çıkmış bakmış kocaman buram buram sıcaklık veren güneşi görmüş korkmuş. Bu demiş bizim patron. Ama çok kızgın yakıyor ve ona bakamıyoruz o kadar güçlü. Sonra güneş gitmiş birden bu sefer ışık saçan birşey gelmiş. Bu demiş daha güçlü baksana bizim sarı lgbtili korkup kaçtı, ben de güçlünün yanında olmalıyım demiş. Aya aşık olmuş. Sabah yine güneş geri gelince saymış sövmüş sen bekle demiş akşam bizim yiğido gelecek, kaçarsın yine, ibne seni diye de eklemiş.

Velhasız ay geri geldiğinde bu sefer yalvarmış aya "bokunu yiyim güneşi tamamen yok et gelmesin pezevenk bir daha, hem karanlıkta daha kolay avlanıyoruz" demiş. Bakmış güneş yok olmuyor demiş bu iş bedava olmayacak toplamış kabilenin enlerini "kabiledeki en çirkin garıyı aya verirsek bu sefer güneşin gelmesine izin vermez" demiş. Herkes kabul etmiş tabii. Ama dönerlerken uyarmış hepsini "bana bakın en çirkini verecez sakın güzellerden birini getirmeyin ulu tanrımız parlak olan gaptıralım çirkini güzeller bize kalsın" diye eklemiş.

İşte insanın tanrıyı kandırmasya calışması, bunu yaparken adak adaması ve dualar taa o günlerden bu yana gelir. İnsanın içsel sebebidir bu. Nasıl kanki 100 tl ver bi marlboro alıcam diye bilek çekip "abi gonyadan geldim geri döenmiyorum kaldım burada bi 100 tl ver annemi görmeye geri döneyim" diyene al 100 de benden karnınıda doyur aslan kardeşim benim diye saçtığımız gibi.

Düzgün istemekle olmaz yalvarmak lazım işin özü. işte tam olarak buna dua diyoruz. Allahı kandırmaya calışıyoruz yani nolur bi yağmur yağdır vallaha adam olucam bir daha sex mex yok diyoruz. Dua ediyoruz. Yerse diye. Onu da kendimiz gibi görüyoruz.
Ah ah bu sorulara o kadar saçma mantık kuruyorlar ki, tanrı senin duanı önceden bildiği için senin ona duandan dolayı o yapıyor gibisinden. Olay şu sorgularsan neye inandığını bilirsen inancından uzaklaşıyorsun sorgulamadığında araştırmadığında önüne dayatılanı yada anlatılana he dediğinde de öyle akıp gidiyor... bu konular için bu tezatlıklar için söylemek istediğim çok şey var ama kendi kendime çok tartıştım ve her defasında bir cevabı yok 😀 İnanç esasında kanıtlayamadığın emin olmadığın ancak kanıt olarak gördüğün davranışlarla kendini... nasıl bir cümle kursam bilemedim, adadığın mı desem daha doğru olur acaba bir olgu ve inanç kanıtlandığında inanç olma özelliğini kaybeder yani temelde inanç kanıtlanamaz bu yüzden tanrı hakkında böyle sonucu çıkmayacak bir düşünce fırtınası saçmadan çok yorucu geliyor benim fikrimce. Lordun dediklerine sonuna kadar katılıyorum insanlar düşünme yetisini kazandıklarından beridir sığınma korunma ihtiyacı hissediyorlar bu yüzden güneşi tanrılaştırdılar, depremi tanrılaştırdılar, volkanları tanrılaştırdılar kontrol edemedikleri ve kendilerine zarar verebilecek her şeyi tanrılaştırdılar ve onların sevgisini kazanma için en değerli şeylerini verdiler bu evrile evrile ibrahimin evladını kurban etmesine ve modernleştikçe göze batmasın diye tanrı için değil de insanlar için gibisinden ritüellere döndü. Senin soruna gelirsek eğer her 2 şekilde de inanılan tanrı mutlak değil duan ile kontrol edebildiğin bir tanrı nasıl mutlak olabilir ki, insanlar sürekli dua ediyor ve bir şekilde gerçekleştiğinde "aa bak tanrı var duam kabul oldu" diyorlar ancak ondan önce 100 lerce kabul olmayan dualara birşey demiyorlar bunların hepsi temelde inanmaya bağımlı olmakta bitiyor diye düşünüyorum ihtiyaç bir şekilde değişebilir ancak inanılan şey ne olursa olsun sürekli oyun hamuru gibi şekle konursa bu artık bağımlılıktır fikrimce.
subjektif bir konu cevapları okuyup hangisi mantıklı geliyorsa onu tercih etmek daha mantıklı
İnançlı biri olarak cevap vermek istedim, bir de inançlı birinin gözünden görün diye..

Sen dua ettiğinde bir şeyleri değiştirmiyorsun, ne inancına sahipsin veya hangi din için sorguluyorsun bilmiyorum ama ben müslümanım ve buna göre kişisel düşüncelerimle bir cevap vereceğim.

Dua etmek Allah'tan bir şeyler istemek demek, dualarının kabul olacağının bir garantisi yok, kabul olsa bile sen değiştirmiş olmuyorsun, Allah duanı kabul etmiş oluyor. Yani şunu diyebilirsiniz, "ben dua ettiysem ve kabul olduysa bunu ben değiştirmiş oluyorum" ama hayır sen sadece istiyorsun, istediğin şey olunca bunu sen değiştirmiş olmuyorsun. Mesela annen yemek yapacak diyelim yemekte pırasa var annene diyorsun ki "anne ne olur başka bir yemek yap" annen dolaba bakıyor imkanlara bakıyor başka imkan varsa yemeği değiştiriyor canının çektiğini yapıyor çünkü annen seni seviyor ama annen yemeği pırasa yapmaktan vazgeçti diye bunu sen değiştirmiş olmuyorsun annenden bir istekte bulunuyorsun, annen duruma göre kabul ediyor. Annen "hayır pırasa yemen lazım senin demir eksikliğin var bugun pırasa ye" diyebilir veya yaramaz bi çocuksundur isteğini gerçekleştirmez o gün pizza yemeyi hak etmiyosundur mesela. Ama annen o gün canının pizza çektiğini unutmaz bunu bir kenara yazar, çünkü annen seni seviyor. Veya ilkokulda matematik dersindesin, hocaya beden yapalım dersin kabul eder, arkadaşlarına gidip "ben değiştirdim dersi puahaha" dersen hoca gelip "sen mi değiştirdin ben mi değiştirdim" demez mi? Hoca o esnada isteğini kabul etse de sen değistirmis olmuyorsun, değişmesine uygun durum oluşturmuş oluyorsun. Bu seni değiştirmiş konumuna getirmez.

Hayatın hakkında sonsuz seçenek var aslında, her davranışın gelecek hakkında sonsuz bir sonuca varıyor, Allah bunların hepsini biliyor. Değişmeyen tek şey ölüm günü tarihi ve saati. Senin yaptığın hareketlere göre ölümün şekli ve yerine kadar her şey değişebilir ama kesin olan tek şey, öleceğin gerçeği değişmez. Evet yine tek bir yol çizilmiş oluyor ve Allah bunu yine bilmiş oluyor ama kaderin yine senin elinde olmuş oluyor, çünkü sonsuz seçenek var ve her an sen sonunu değiştirebilirsin: zengin bir şekilde ölebilirsin ya da fakir şekilde ölebilirsin, müslüman ölebilirsin ya da ateist ölebilirsin, camdan atlayarak ölebilirsin ya da uyurken ölebilirsin gibi. Dua kabul ettirmek gibi bir vazifemiz olmasa da hayatımız bir irade kontrolü sınavı üzerine olduğu için, hayatını yönlendiren sensin.

Mesela yine bir örnek vermek istiyorum:

seni bir köpek kovalıyor diyelim, önünde bir sürü seçenek var: kaçarsın, yerden taş alıp atarsın, dua edersin, köpeğe düşman olmadığını göstermeye çalışırsın. Bunları yaptığında hepsinin farklı bir sonucu oluşur, kaçtığında kurtulabilirsin ya da panikle kaçarsan dikkat etmezsen sana araba çarpabilir ve hayatını engelli bir birey olarak geçirebilirsin. Köpeğe düşman olmadığını göstermeye çalışırsın, ısırılabilirsin ya da gerçekten köpek oyun için seni kovalıyor olur. Taş atarsın daha çok sinirlenebilir ya da korkup kaçar. Dua edersin ki nasıl dua ettiğininde önemi var "Allahım beni bu köpekten kurtar" dersin, kabul olur yolunu kaybettirirsin, "Allahım şu köpek ölsünde kurtulayım" dersin köpeğin ölüm tarihi gelmemiştir hiçbir şey olmaz kurtulamazsın, "Allahım ne olur kurtulayım" dersin kurtulursun ama panikle yapacağın kazadan kurtulursun köpek aynı kovalamaya devam eder veya direkt hicbir şey olmaz çünkü duanın kabul olacağının bir garantisi yok. O zaman niye dua ediyoruz biz? Çünkü dua etmek dinime göre sevap, istediğin kadar edebilirsin. Beddua niteliğine girmeyecek şekildeyse sevap, istediğin kadar et, bir sınırı yok.

Yani tekrar özet geçersem, İslam’da Allah zamandan bağımsız olarak her şeyi bilir. Bu, sadece olacakları değil, olabilecek tüm ihtimalleri de kapsar. Yani Allah senin hangi durumda neyi seçeceğini, hangi duayı edeceğini de önceden bilir. Ama bu bilgi senin özgür iradeni ortadan kaldırmaz. Sadece senin neyi tercih edeceğini önceden bildiği anlamına gelir.. Evet senin bir sonun var ve Allah bunu biliyor ama sen sonunu dakikalar içinde değiştirebilicek iradeye sahipsin bu senin elinde olan bir şey, sonsuz tane sonun var. Bunlardan herhangi biri gerçekleşebilir, hangi son olacağını Allah biliyor evet ama bu senin tercihlerinle belirlenmiş bir son oluyor. Sürekli değişiyor bu son. Sen 5dk sonra değiştirsende Allah bunu biliyor ama tamamen senin yönlendirmenle değişmiş oluyor.

Umarım biraz da olsa anlatabilmişimdir, bunlar benim kendi düşüncem ve ben peygamber ya da ilmi merci değilim, doğru cevabı verememiş olabilirim
Bigfrizzyhead Ben de bu şekilde olduğuna inanıyorum, müslümanım. Zaten her şeyi bilen ve her şeyi yaratan bir yaratıcı olduğuna inanıp da, onun yaptığı bir sistemi tam olarak anladığını iddia etmek de saçma olur, Allah'ın bize kitap ve peygamber gönderdiğine inanıp kitabında da kaza kader kısımlarına gayet mantıklı ama gizemli açıklama yapmış olması da bana çok mantıklı geliyor. Ne de olsa anlayamadığmız tonla şey varken, filmlerde kendi kurduğumuz zaman yolculuğunda bile tam mantık oturtamayıp paralel evrenler ile işin içinden sıyrılırken, yaşadığımız bu gerçek dünyada kaderi anlamak imkansız olurdu diye düşünüyorum.
Kısacası bence eylemlerimiz geleceği değiştiriyor, dualarımız da etkiliyor, ama kaderden de bir şekilde kaçamıyoruz.
Bigfrizzyhead adam sana diyorki sen doğmadan önce zaten neye sahip olacağın neyin olacağı veya nasıl yaşayacak olman tanrı tarafından biliniyor. yani dualar birşeyi bu mantıkta değiştiemez veya senin isteyip istememen dua etmen veya etmemen o an ne olacağınıda belirleyemez. Çünkü inandığınız dine göre kader eksenin coktan çizildi ve tanrı neler olacağını senin neler yapacağını yaptıktan sonra seni nasıl yakacağını biliyor.

Örneğin hayatın boyunca hiç bir zaman bahçeli müstakil bir eve sahip olmayacağın kaderine işlendiyse dilediğin kadar bahçeli ev dile olmayacak. Dua da etsen olmaması gerekmiyor mu? Din bunu soylüyor.

Herşeyi geçtim dine göre tanrı çok senin neler yapacağını görmüş hatta cezalandırılacaksan coktan seni yakmış bile. Sanileler içerisinde herkesin ne olacağının sonunun dahi bilindiğibir sistemi tanrı niye devam ettiriyor. Başkasına kanıtlamak için mi?

Seni yaktım Bigfrizzyhead şimdi de nasıl yaktığımı eksen gezegenlerin tanrılarını gösterip böbürlenmek için yaşam döngüsüne salıyorum seni falan diye mi acaba.

nirnaeth senin yazdığına gelincede tam olarak bilimin din ve inanlar konusunda olan tezini doğrular nitelikte bir yazı olmuş. yazdfığın yazıda onu anlayamayız bunu bilemeyiz şunu göremeyiz, ona kafamız çalışmaz, buna ise nöron dahi kıpırdamaz şeklinde çokça ifade geçiyor.

Bilimde bunu diyor dinler cahillerin tutunduğu daldır. Hiç bir şeyi anlayamıyor veya anlayacak bilgiye sahip değilsen cocukların süperkahramanlara inanması gibi kendine inanacak en azından bir amacın oldugunu düşünecek birşey bulup ona bağlanmayı seçiyorsun.
Vader İnsan sadece bilgiyle değil anlamla da yaşar, bilim ve dini çatıştırmamıza gerek olduğunu düşünmüyorum çünkü herkesin inancı kendine. Tarihe ve günümüze baktığımızda da başarılı veya başarısız bilim adamlarının inançlı olduğu veya inançsız olduğu konusunda da, bilimsel başarı ile dini inanç arasında doğrudan bir ilişki yok.
nirnaeth biraz şey gibi olmadı mı bu? Cübbeli diye bir adam varya mesela "nasa falan diye bir kurum kurmuşlar her yıl milyarlarca dolar harcıyorlar. ama boşa çabalıyorlar yazık gelsinler sorsunlar bize kurana göre dünya dışında hayat yok boşuna uğraşmayın derim onlarda bu parayı boşa harcamaktan kurtulur" demesi gibi oldu sanki.

Bir önceki mesajında anlamadığım tonca şey var derken bir anda bilim ve dini çözmüş bir ordirasyun oluverdin çok hızlı bir geçiş oldu o yüzden şey ettim.

Bu kadar hızlı gelişmeyin yiğidim geçiş anında atom gibi çatlayıverirsiniz maazallah
Kader kavramı çok fazla yanlış anlaşılan bir kavram. Allah, tabii ki her şeyi bilir ama Allah her şeyi bildiği için biz yapmıyoruz, bizim yapacağımızı zaten Allah biliyor. Kaderin irade dışı kısımları, misal hangi ailede, ülkede doğacağın, cinsiyetini vs seçemiyorsun ama onun dışında neredeyse tamamen özgür iradeye sahip herkes.

Kuran'da İnsan Suresi 2. ve 3. ayette;

2. Şüphesiz biz insanı, karışım hâlindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.

3. Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.

Misal en basitinden kanıt olarak bu iki ayeti gösterebilirim. Zaten, Kuran'da birkaç yerde insanın dünyaya ''imtihan'' amacı ile geldiğini yazar ve ayette de ''şükrederek ya da nankörlük ederek'' diye iki seçenek sunar, bu da bir insanlarda seçme kabiliyeti yani özgür irade olduğuna açıkça işaret eder.

Diğer bir ayet ise İsra Suresi 13-15. ayetleri;

13. Biz her insanın sevabını ve günahını boynuna doladık; öyle ki, kıyâmet günü önüne, her şeyi açık açık kaydedilmiş bulacağı bir defter çıkaracağız.

14. Ona: “Oku şimdi defterini! Bugün sana hesap görücü olarak kendi nefsin yeter!” diyeceğiz.

15. Artık kim doğru yolu seçerse ancak kendi iyiliği için seçmiş olur. Kim doğru yoldan saparsa, o da ancak kendi zararına sapmış olur. Hiç kimse bir başkasının günah yükünü çekmez ve onunla yargılanmaz. Ayrıca biz, peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz.

İsra 13'te geçen ''her insanın sevabını ve günahını boynuna doladık'' kısmını 15. ayette gayet net açıklamış. Kişinin yaptıklarından kendisinin sorumlu olduğunu anlatır, iyiliği ''seçen'' kendi iyiliğine, kötülüğü ''seçen'' ise kendi kötülüğüne... İnsanların karıştırdığı nokta, mesajımın en başında yazdığım gibi, Biz Allah bildiği için yapmıyoruz, bizim bütün yapacaklarımızı zaten Allah biliyor, bu cümleyi anlayınca kader ile ilgili akılda soru kalmıyor zaten.

Allah'ın varlığının kanıtlanmaması konusunda ise bilmek ve inanmak kavramları öne çıkıyor, bilmek için kanıta ihtiyaç vardır. İnançları da tam olarak inanç yapan şey de tam olarak budur.

Biraz daha geniş düşünmenizi istiyorum, inançtan kastım sadece yaratıcı inancı ya da dini inanç değil. Misal, anne veya evlat sevgisi... ya da güven, sadakat, nefret, vs diye gider.
Ben anne sevgisi üzerinden örnek vereyim, kimse anne sevgisini 5 duyu organımızla algılayabileceğimiz şekilde varlığını kanıtlayamaz, böyle bir şey imkansız. Şimdi diyebilirsiniz ki, insan sevdiğine sarılır, çiçek alır, onun iyiliği için çabalar vs... Bunlar kanıt olmaz ama, dünya üzerinde böyle davranıp yeri geldiğinde evladını döven, tersleyen, kızan anneler de mevcut, o zaman bunlar da sevmediğini kanıtlar der bir başkası ve somut bir şekilde kanıtlanamaz olduğu net olarak anlaşılır. Bu aynı mantığı güven duygusu, sadakat duygusu, nefret duygusu vs için de geçerlidir. Bu tarz duygular bilinecek şeyler değil, inanılacak şeylerdir, hepsinin temelinde inanç vardır. İnsanlar ''annesinin ya da sevgilisinin/eşinin kendisini sevdiğine ''inanır'', karşısındaki kişinin ''güvenilir biri olduğuna inanır.'' Bunun gibi, yaratıcı inancının da temelinde bu vardır. Nasıl ki, annenizin sizi sevip sevmediğini laboratuvar ortamında kanıtlanamaz oluşu annenizin sevgisine dair sizi bir şüpheye düşürmüyorsa, yaratıcı inancı için de aynı şey geçerli olması pek doğaldır.
Vader Lordum beni anladığınız için teşekkürler. Dindar veya dinsizlik umrumda değil. Son 3 yıldır dini hayat merkezime koyarak seçimler yapmıyorum. Şunu kesinlikle biliyorum bu konuya artık çok fazla zaman harcamamak gerek, kendimce. Post açmamın sebebi düşüncemi paylaşmaktı. Diğer arkadaşlara da teşekkür ederim fikirlerini paylaştıkları için ama biraz taraflı yorum yazmışlar gibi geldi ya da ben öyle algıladım.

Kimseye bir şey kanıtlama içinde ya da düşüncesel desteklerle yol bulma cabasında değilim. O nedenle karşıt görüşlerle cevapları alıntı yapıp yazmayacağım. Sadece okuyacağım ve okudum. Tekrardan teşekkürler.
Doctor who bu sorularına cevap veriyor :D
Tanrının gücünü kısıtlamıyorsak, sonsuz gücü vardır ve tüm ihtimalleri bilir diyorsak benim önümdeki seçeneklerin bir anlamı kalmaz hatta önümde seçenek bile yoktur.

Eğer gelecek bilinebilir bir kavramsa ve tanrı omni-potentsa, sınırsız güce sahipse tabiki burda bir çelişki vardır hem özgür irade hem mutlak güç olamaz.

Bu kavramları esnetmeden açıklama yapmak bence imkansız ya tanrının gücünü kısıtlayarak açıklama yapılabiliyor yada özgür iradeyi küçümseyerek.
rednyks öncelikle doğru kullanımı "omnipotent", cümle içerisinde "eğer tanrı bahsedilen gibi "omnipotent" ise" daha doğru olur. Gelelim şimdi ise tanrının neden omnipotent olamayacağına...

Omnipotent tamamen insan için kullanılır. Asla bir tanrıyı simgeleyemez o yüzden tanrı denilen olgu omnipotent olamaz. Omnipotent nereden gelir? Şuradan:

Döllenme sonrası ilk oluşan insan hücresi tekil halde "omnipotent" olarak nitelendirilir. Sebebi bundan önceki yüzbinlerce yıl yaşanmış insan evriminin tüm bilgisini, hafızasını, dnasını ve rnasını içerisinde taşır. Kalıtsal tüm özellikleri var edecek işlenmiş bilgiyi o minicik hücresinde barındırır ve bunun hepsini kendisinden oluşacak insan varlığına aktarır.

Evrenin tüm şifresini bilen ve düşünebilen bir varlık oluşturabilen bu insan hücresine "omnipotent" denir.

İşin özü tanrı omnipotent değidlr, tanrı varlığı bile kanıtlanamayan soyut bir hayaldir. İnsan hücresi ise gerçektir, omnipotent'dir. Dünyadaki herşeyden, her hücreden daha üstün bir tekil varlıktır.
rednyks seçeneklerin bir önemi olması için gereken şey ne ve anladığım kadarıyla sınırsız güce sahip olduğu durumda sınırsız düzeyde olasılık gerçekleştirebilme ihtimalinin hepsinin yaşanabilmesi gerektiğini mi söylüyorsun bu sayede sonsuz olabilirdi diyorsun ancak bunu neye göre temellendiriyorsun sadece bir tanesinin yaşanması neden sonsuz güce ters düşüyor ki bu durumda tanrının gücünden bir şey mi eksiliyor
MHLS bi soru sormuşsun herkes kendi düşüncesini aktarmış tabiki de taraflı yaklaşarak cevap verir herkes, hem inanan hem inanmayan, böyle diyerek bence sen taraflı oluyorsun
rednyks benn şunu anlatmak istiyorum kendimce:

Biz birer kukla değiliz, Allah'ın her şeyi biliyor olması bizi onun yönlendirdiği anlamına gelmiyor. Nasıl ki birazdan senin uyuyacağını biliyorsam ve gidip yatağına yatıp uyu diye seni ben yönlendirmiyorsam aynı şekil insan hayatı içinde geçerli.

Arkadaşımızın asıl sorduğu soru dua idi, bunu da yukarıda kendi düşüncelerimle ve örneklerimle cevapladım, uzun diye okumamazlık yapmış olabilirsiniz diye tekrar buraya aynı şeyleri yazıp uzatmayacağım: kısaca dua etmek istemektir, istediğin şey gerçekleşebilir de gerçekleşmeyebilir de. Sen orda dua etmeyebilirsin bile, bunların hepsi birer olasılık. Daha detayına girersek zaten bazen dua tek başına yeten bir şey değil özellikle çaba gerektiren durumlarda.

Hepinizin görüşüne saygı duyuyorum gerçekten, burada bunu tartışmamızın bir manası yok, lordumuzun dediği gibi cidden çok mantıksız çünkü kimse kimsenin fikrini değiştirmeyecek. Kalp kırmaktan başka bi yola çıkmıyor çünkü ister istemez inananları cahil olarak görüyor bazı inanmayanlar, bazı inananlarda aptal olarak görüyor inanmayanları. Benim en başında cevap verme sebebim tartışmak değil inanan birinin gözünden de görmenizdi, yani birden fazla görüş çıksın diyeydi.

En temel soru lordun Vader dediği gibi, Allah sonunuzu biliyorsa neden varsınız neden bu sistem devam ediyor? evet haklı buluyorum lordum sizi de, gerçekten merak ettiğim bir soru benim de. Ama ben bunu cevaplayamıyorum, çünkü bilmiyorum. Mantıken evet bir dine mensupsam o din hakkında her şeyi bilmem gerekir ama benim dinimde zaten böyle bir şey mümkün değil. Insan her şeyi bilemez. Bunu kaçmak olarak görebilirsiniz lordum, ben size her türlü saygı duyuyorum, düşünceleriniz benim için önemli
Bigfrizzyhead dinlerin var olmasının sebebi zaten herşeyi bilmemende gizli. Dinin tutunduğu nokta bu. Kimse herşeyi bilemez. Dinler insanları tam olarak bu noktadan vuruyor. Bilmediğin şeye bir açıklama da getirmiyor olayı daha fazla karıştırıp seni içinden çıkılmaz bir boşluğa sürükleyip tamamen ona sarılmanı sağlıyor.

Farkındaysan soracağın mantıklı ve arayış içinde olan sorular dinlerde "tövbe et dinder çıkarsın", "sen tanrının işini mi sorguluyorsun" gibi sorudan kaçan ve korku verme yolu ile sorgulanmasınıda engellemeye calışılan cevaplarla karşılık buluyor.

Hele birde geerçekmiş gibi hikayeler duyduğunda bu hikayeleri başkalarındanda onaylattığında sende inanmak zorunda kalıyorsun.

Bak çok küçük bir örnek yukarıdaki video. Olmamış bir şeyi olmuş gibi savunan hatta kendi kulakları ile duyduğunu soyleyen bir dayı görüyoruz videoda. Yalan söylyüor veya bir yalanı savunuyor. Etrafında bu şekilde olmayan mucizelere bizzatşahit olmuş gibi anlatan insanlar yer aldığında sende bir noktadan sonra o mucizeleri hayal urunu değil doğru kabul edip dinin buyusune kapılmaya başlıyorsun.

Cok guzel bir örnek bu video. İnsanoğlunun en temel silahıdır yalan söylemek.
bende kendime çoğu zaman böyle sorular yöneltirim bunlardan bir tanesi de milyarlarca yıldır var olan koca bir evren, milyonlarca galaksi yıldız gezegen ve dünya.. ve bu dünyada yaşayan ömürleri ortalama 60-80 yıl olan insanlar... bir yaratıcı bizi neden yaratsın ve bize neden kurallar ayetler getirsin böyle büyük gücü ve kudreti olan bir tanrı kum tanesi kadar olan bir gezegendeki ve ömürleri varla yok arasında olan insanları neden umursasın? kendimce cevaplarım var ama olaya çok geniş bakınca daha da genişleyen cevaplar çıkıyor o cevapları da daha da genişleterek yorumlamaya başlıyorsun..
Vader Düzeltme için teşekkür ederim, "Omnipotent" kelimesini "sonsuz güce sahip olmak" anlamında kullanmak istemiştim.
(Sözlükten alıntı: "Having unlimited power and able to do anything")

Onun dışında, tanrının mutlak bir güce sahip olamayacağını ve hayali bir ürün olduğuna katılıyorum.
fatelty98 Özgür irade kavramının küçümsenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer kararlarımda ve sonuçlarında bir değişiklik yapamıyorsam bu özgür iradenin olmadığını ya da eksik bir özgürlük olduğunu gösterir. Eğer bir tanrı benim geleceğimi görebiliyorsa ya da kararlarımın sonucunda nereye varacağımı biliyorsa, aslında ne yaparsam yapayım aynı sonuca varılacağını gösterir. Eğer ben karar değiştirdiğimde gelecek yani sonuçlar değişiyorsa, tanrının bu değişikliği görebiliyor olması lazım ve aslında gelecek değişmemiş oluyor çünkü tanrı bunu görüyor. Ufak bir paradoks ve çelişki olduğunu düşünüyorum
Bigfrizzyhead Yukarıda yazdığım metni okumak istersen düşüncelerimi daha iyi anlayabilirsin. Benim de amacım tartışma başlatmak ya da fikrinizi değiştirmek değil, MHLS sorduğu için bir dine ya da tanrıya inanmayan birisi olarak fikrimi belirtmek istedim. Vader'in belirttiği kavram da kötülük problemine yakın bir problem, konudan alakasız olur diye o konuya girmek istemedim ama bu sohbet devam ederse doğal olarak oraya doğru yönlenecektir, o da çok ayrı bir sohbeti açar ve memnun olurum kimseyi cahil olarak görmüyorum, öyle gören insanlar tartışmaya değil "kazanmaya" geliyorlar, sonuçta herkes kendi doğrusunu buluyor, mutlak doğrunun da olmayacağını düşünürsek fikri olan, inandığı dini okumuş, öğrenmiş insana cahil demek pek doğru olmaz.
verdiğin kararları aslında çoktan verdin. sadece bu kararları neden verdiğini anlamak için dünyadasın.
şöyle düşün senin hayatının milyonlarca varyantlarını biliyor senin duanı ve yaşayış biçimini de değerlendirerek o varyantlardan birine doğru sürüklüyor he yine özgür iradenle o varyanta gitmeyebilirsin ama potansiyel her sonunu bildiği için teknik olarak nasıl yaşayacağını ve nasıl öleceğini biliyor
katana kılıçlı adam çok hoşuma gitti tam bi spastik ? yalnız merak ettiğim birşey var mavi bikinili kızımız uçan tekmeyi koyarken herif sendeleyerek arkaya doğru düşerken nasıl oluyor da sanki kamyon çarpmış gibi uçuyor, o kiloda ve güçte bir kız neresini yırtarsa yırtsın katanalı arkadaşı o şekilde havada uçurarak yollayamaz ah be yönetmenim ekşın yapacam diye ne hale düşürüyorsun ? ama yaptıkları oyun baya iyi bakalım cadımız kim
Gizlenen 4 yanıtı da gör! Çatlarsın yoksa...
mavi bikinili arkadaş kız değil
heroicmovement eskiden değildi şimdi öyle araştırırsan wikidede cinsiyeti kadın olarak geçiyor ve anlatırken kadın olarak anlatılıyor 3 yıllık postları ben olsam bu kadar ciddiye almam yani
supermanprime Üç yıl önce yazdığına dikkat etmedim kanki pardon
supermanprime kız olsa bile anatomisi değişmiyor sonucta, o kemik ve kas gücü tamamen yok olmaz ve zaten eski hayat anılarından gordugumuz uzere kız bi eğitim almış, güçlü dövüşmesinin yani merakının cevabını veriyor
supermanprime adam kaplanı fırlatti buna mı takildin 🤠
Bigfrizzyhead benim bu diziyle alakalı hatırladığım tek takılma çoğu aksiyonun aşırı gerçek dışı olması muhtemelen her bölümüyle alakalı bi yakarışım vardır 😀
denizcinar Youngling » Sosyal » Öneriler
Aldatılmayı nasıl atlatırsınız?
Gizlenen 14 yanıtı da gör! Çatlarsın yoksa...
abi senin amma çok derdin varmış
DR_zoon çocuk elimizde büyüdü her acıyı da burada çekti :D
Duygu yoğunluğunu zamana bırakabilirsin kısa zamanda geçecek bir şey değil. Hatalarından ders çıkartacaksın. Bir dahakine güveneceğin insanları daha iyi seçmeye çalışmalısın. En önemlisi de kendine odaklanmalısın. Kendine odaklanıp daha iyi bir versiyonun olursan kendine benzer insanları çekersin.
snapchat'i indiriyosun hızlı ekle kısmındaki herkese istek atıyosun ve tam bi göt oğlan gibi hepsiyle konuşmaya başlıyosun bak nasıl kafan dağılıyo
sawet fdgdfgfd ulan samet , yok yapma bunu deniz sen kendi hobilerine odaklan oyun oyna gez dolaş takıl beya ne yapacan , asıl ileride evlenseydin aldatsaydıı öyle düşün o zaman hapı yutardın, değersizin tekiymiş de geç
ScarFace abi hersey cok ust uste geldi ya, 1.5 sene olmustu ve ben neden bilmiyorum ama fazla duygusal biriyim 1 hafta oldu yasamayi unuttum yemem içmem kesildi hicbir seyden zevk almiyorum. Okul, aile, arkadas cevresi hepsi alt üst olmuştu her şeyimi kaybetmişim gibi hissediyordum tutunduğum tek dal kendisiydi, o da en basindan beri yalanmış.

sawet abi kime sorsam bu tarz tavsiyeler geliyor ama hiçbir zaman böyle biri olmadım ben. Nasıl olunur onu bile bilmiyorum

Zerpil hayatimin merkezine kendimi almaya calisiyorum ama zorlaniyorum, listenin basinda hep baskalari vardi suan listenin basi bos kaldi. Kalbim sıkışıyor icim daralıyor tek kalınca daha kotu oluyorum arkadaslarlayken sadece derdimi tasami anlatiyorum artik cevremdekiler de dinlemek istemiyorlar biliyorum. Sagolsun yanimda duruyorlar ama kendimi her yerde fazlalik hissediyorum. Yalniz hissediyorum. Buraya da nasil yazilir, nasil anlatilir bilemedim yazmak da istemiyordum ama cocuklugum burda gecti. LGS'ye hazirlandigim gunlerden beri buraya hep cok bagli hissettim kendimi. Oyle iste, yazmak istedim.
biraz klişe gibi gelebilir ama umursamamaya çalış aklın oraya çok gidiyor olabiliir ama başka türlü geçmesi gerçekten zor ben de çok zor şeyler yaşadığım zaman bu şekilde atlatmaya çalışıyorum ve bir raddeden sonra bu gerçekten yardımcı olmaya başlıyor ama iradeni kuvvetli tutmaya çalışman lazım
Abi bu tarz bir acının tek çaresi zamandır. Yok onu yap yok bunu et düzelirsin falan bunlar işe yaramaz anlık olarak seni rahatlatır ama kafanı yastığa koyduğunda tokat gibi çarpar. Acınla yüzleş olayı objektif bir şekilde incelemeye çalış. Yasını tut zamanla geçecektir.

Ne yazıkki ben de senin gibiyim birisini sevdiğimde hayatımın merkezine koyup elimden ne geliyorsa yaparım. Sonuçları da ağır olur böylesi bir teslimiyetin.

Az çok sitede seni tanıdık çok naif çok iyi birisin benim fikrim, şu site kapansa bile unutmayacağım kişilerden birisin. Kendi kıymetini bil hayat devam ediyor senin de etmen gerekiyor.
denizcinar olma zaten böyle biri ben isin dalgasındayım biraz yüzün gülsün diye :) zamanla geçecek oturacak her şey birden atlatmak diye bir şey yok. sporla ilgilen bence en güzel kafanı o dağıtır ve özgüvenini toparlar.
denizcinar bunları yaşaman çok doğal kendine biraz zaman tanı robot değilsin sonuçta. Ama sürekli deşip durman seni sürekli üzer. O kişiye ait ya da hatırlatan her şeyi ortadan kaldır. Zamanla değeri azalacak senin için. Aklına her geldiğinde kafanı dağıtıp başka şeylerle ilgilenmeye çalışabilirsin. Benim ilk kez seviyorum dediğim 1,5 yıllık ilişkimi aşmam 6 ayımı almıştı ama çok şey öğretti bana. Her deneyim iyisiyle ve kötüsüyle bir şeyler katar. Bu noktada kendine katabildiğini kat yoluna devam et. 20'li yaşlar bol hatalar, üzüntüler için ideal bence. Kendini ve çevreni anlamaya yeni başlıyorsun aslında. Aynı şeyleri bi 10 yıl sonra yaşasan çok daha zorlayıcı bir deneyim olur inan bana.
ÇöldekiKutupAyısı sawet Zerpil yorum ve tavsiyeleriniz için teşekkür ederim

Şoku hala atlatamadım acı bile hissetmiyorum, sadece çok değersiz hissediyorum. Anılara hatıralara dalıp acı çekme evresine daha gelmedim galiba, gelmek de istemiyorum açıkçası. Aile ve okul durumum da gönül rahatlığıyla kafa dağıtma, hobi edinme, düşünmemi engelleyecek düzenli aktivite bulmamı falan zorlaştırıyor.
Onun stresinin üstüne bu olay gelince, elim ayağıma dolandı üzüntü acı öfke gibi duyguları bile adam akıllı yaşayamadım. Normalde ayrılık falan gibi olaylarda salya sümük olurdum, kimseyi kaybetmeyi duygusal olarak sindiremezdim ama bu sefer çok tuhaf hissediyorum. Kötü yani çünkü çok belirsiz duygulara sahibim ne hissettiğimi bile bilmiyorum hatta bir şey hissedip hissetmedigimden bile emin değilim. Fiziksel olarak da etkiliyor bu durum beni. Yalnızken, hatta çoğu zaman yalnız bile değilken, kalbim sıkışıyor, nefes almakta zorlanıyorum. İlaç zaman, çare zaman biliyorum ama zaman bile benim için geçmiyor gibi, zamandan bağımsızmışım gibi hissediyorum. Karşı tarafın davranışlarının ağırlığı beni çok eziyor. Kendimi çok önemsiz hissediyorum. Başıma gelen belki pek çoğunuz için kolay atlatılır gibi geliyordur belki ama ben herkes kadar güçlü değilimdir belki. Bilmiyorum. Öyle içimi dökmek istedim. Tekrardan teşekkürler.
denizcinar Bir mesaj uzağındayız. Kendine çok yüklenme. Hepimizin benzer problemleri var. Sadece senin fazla üst üste gelmiş. Ölüm hariç her şeyin bir ilacı vardır. Her şeyin üstesinden öyle ya da böyle geliniyor. Spor yapıyor musun bilmiyorum ama yapmıyorsan sana iyi gelebilir bence. Bir de hayatımın en kötü zamanlarında bir kalem kağıt alıp içimi dökerim. Yazıya dökmek düşüncelerini toparlamak anlamında faydalı oluyor bence. Tavsiye ederim.
Aynısının daha çetrefillisi benim de başıma geldi. Biraz roman gibi, merak edip eğlenmek istersen özelden numaranı yaz konuşuruz. Hem senin durumunla kıyaslarsın, belki kafanda da bazı şeyler netleşir.

Ben zaten normalde hep kendiyle takılan biriyim. O yüzden sevgilim olduğunda bağ kurma şeklim çok yoğun oluyor. Yani hem aile, hem arkadaş, hem sevgili. Hepsini bir kişide toplamış oluyorum. Haliyle de zamanla sadece onunla vakit geçirmeye başlıyorsun. Dört yıl böyle geçmişti. Ayrılık olunca ise resmen boşluğa düştüm. Elim kolum bağlandı, hiçbir şey yapasım gelmiyordu.

Süreç çok kafa karıştırıcıydı, çünkü aldatıldığımı 1 ayın sonunda öğrenmiştim ve bu 1 ay git gelli geçmişti. Netlik olmayınca mentalim çöktü. Ama sonra aldatıldığımı öğrenince, tuhaf şekilde rahatlıyorsun. Çünkü artık her şey kesin. Bitti. Geri dönüş yok. Huzura eriyorsun bildiğin.

O dönem sadece bir agamla görüşebildim, sağ olsun anlattığım gecenin sabahına Antalya’dan kalkıp Bodrum’a damlamıştı hemen. kral adam. buradan saido agaya selamlar

Sonra kendime odaklandım. Acayip rahatlattı çünkü artık ne çift kişilik planlar düşünüyordum, ne de geleceği iki kişilik kurmam gerekiyordu. Bir nevi kendimi yeniden aldım hayattan. Bu süreçte enayinin birinden kurtulduğunu düşün. Hayat kalitem ciddi anlamda yükseldi. Bunu sen de hissedeceksin, ama 1 ay sonra falan. Şu an daha taze, haliyle göremiyorsun.

İlişkin 1.5 yıl sürmüş. Bence birkaç ay hiçbir flört, sevgili işine girme. Hem kendine saygından, hem de o duygusal boşluğu doldurmak için saçma sapan şeylere yönelmemek adına. Çünkü bu tarz şeyler, gerçekten adamı olgunlaştırıyor, ama sen ne yaparsan onunla şekillenir.

Benimki 2 yıl olacak, hâlâ hiç uğraşmıyorum. Ne gerek var? Kafa huzurlu.

Vaktini boş bırakma, zihnin de boş kalmasın. Haftada 2-3 gün onunla mı takılıyordun? O vakti fiziksel bir şey yaparak değerlendir. Spor yap, bowling oyna, yürüyüşe çık. Yaz geldi yüzmeye git. Ama bunu da “aaağ başka bir erkeği seçti ben napıcam” tripleriyle yapma. Kendin için yap. Tıp okuyorsun zaten, en kötü ders çalış. Gardırobunu falan elden geçir, yeni kombinler yap. Tarz değiştir biraz. Kendine özen göstermeye başla. Hayatın kontrolünü geri al. Çökmek yerine kaliteni arttır.

Ve lütfen böyle insanlar için kendini harap etme. Acını yaşa, bastırma ama bir yandan da kendine dön. Sağda solda da kızı kötüleyip küçültme, çevrenden biri "boşver knk yolluydu ztn" der belki, dedirtme. Her ne kadar sonu sıkıntılı bitmiş olsa da, sonuçta zamanında güzel şeyler yaşadınız. O duygular gerçekti.

Pozitif bak. Zamanla onu değil, onunla yaşadığın anıları özleyeceksin. İnsan kişileri değil, anıları özler. Kişi silinir ama anı kalır. Bir süre sonra sana yaptığı kötülükleri değil, güzel anları hatırlayacaksın. O yüzden şimdi kendine iyi bak ki o anılara dönüp baktığında “iyi ki böyle toparlamışım” diyebilesin.

Zerpil 'in dediği şeyi şu anlık sakın yapma. Yani fotoğrafları, mesajları falan hemen silme. Bunlar zaten zamanla değersizleşecek. O anılar bir noktada sadece birkaç pikselden ibaret kalacak, açıp baktığında “vay be” deyip geçeceksin.

Ama şu anda hepsini silip yok etmek, ileride veya bu süreç içerisinde o duygular tekrar depreştiğinde ulaşamayınca daha beter hissetmene neden olabilir. Özlem duyarsın, merak edersin, görmek istersin ve bu gayet normal bir süreç. Kendini “neden hala böyle hissediyorum” diye suçlama. Bu bir iyileşme süreci ve her yaranın kabuk bağlaması zaman ister.

Yani aceleyle “silmeliyim, unutmalıyım” kafasına girme. Kendine yük bindirme ve hiçbir şeyi de elleme. Zamanla zaten erişmek bile istemeyeceksin. O noktaya geldiğinde silmek zaten doğal bir şey olacak. Ama şu an bastırmak ya da yok saymak değil, duyguya alan tanımak gerekiyor.
eşimle bir ara 2 ay falan ayrı kaldık ilk 1 ay ölüm gibi geçmişti işi bıraktım her şeyi bıraktım kafam sürekli ondaydı , bisikletli kuryelik yaptığım dönem sürekli onu görüyorum sandım baya zor bir acı 2. ayın ortalarında artık yaşama dönebilmiştim ,sonra hanımefendi nin kafasına dank etti o özlemeye başladı da barışmıştık. 1.5 ayda aşıyordum tam yavruyu , rahat ol hayatta kendinden önemli kimse yok , o kim ? diyeceksin , ben hızlı acıyı ağır yaşayıp hızlı aşıyorum biraz ama varya o döemden sonra ne salakmışım diyorum , baya sitede erken dönemlerim de oldu bilen bilir. aga ne geçmiyor ki , şu an bakıyorum 3 aylık kendi veledim var . geçmiş de neymiş . denizcinar
Gerçekleri söylemek gerekirse bu yemek yapmak gibi birşey değil şunu yapalım şöyle içine katıpta unutturalım gibi her insanın acısını yaşamak ve üstesinden gelmek için kendince bir çözümü vardır bence senin bunları bulman buradaki değerli arkadaşların söylediği şeyleri denemeni öneririm benim önerimde onlar gibi olacaktır kafanı bir işe ver ne bileyim bir işte çalış ağır yada kolay olması önemli değil bir şekilde çalış bu sana iyi gelecektir

Diğer bir önerimse zaman, zamanla bunlar yavaş yavaş yerine oturacaktır benim fikrimce kendi değerini bulup egona ulaşman gerekiyor kendine "o kim ki beni üzüyor buna karşın benim yaptığım ve yaptığımız herşeye rağmen aldatılan olarak ben neden üzülüyorum" sorusunu sormanda sana yardımcı olabilir. Bunların hepsi sana tecrübe olarak yansıyacağına eminim zamanla insanları kendinden bu kadar öne koymamayı bu sonuç ile bu kadar çok hırpalanmamayı öğreneceksin, her şeyin fazlası zarar bence, eğer yalnız hissedersen özelden yazabilirsin memnuniyetle seninle arkadaş olup sohbet ederim 😇
polatcbk abi atıcam sana numaramı ordan konuşuruz

ScarFace geçicek abi biliyorum teşekkür ederim

supermanprime cok tesekkur ederim eksik olmayın
denizcinar bunun tek çaresi bence kafa dağıtmak, her ne yapmayı seviyorsan oyalanmak, mümkün mertebe minimum süre yalnız kalmak ve zaman

Aksi taktirde paradoksa sokar seni süreç ee takıl dağıt kafayo bunalıma gir tekrar çık dağıt kafayı saçma kararlar al sonra kendine gel bunalıma gir… öyle gider
Yukarı